Bilim İnsanları Hipnoz Yoluyla Yapay Sinestezi Oluşturdular

Bazı insanların sembolleri renk olarak algılamaları hali olarak ortaya çıkan ve genel itibariyle doğuştan gelen sinestezi (eşduyum) durumu, İsviçre ve Finlandiyalı bilim adamlarınca hipnoz yoluyla meydana getirildi.

 ‘Eşduyum’ ya da ‘Birleşik Duyular’ olarak bilinen Sinestezi, kişinin istemdışı olarak bir hissi, aynı anda bir başka hisle birlikte algılaması şeklinde gerçekleşen, sıra dışı nörolojik bir durumdur. İnsanların yaşadıkları bilinen 35 çeşit sinestezi bulunuyor. Sinestezi halini yaşayan insanlar, farklı biçimleri algılarlar. Örneğin, 3 rakamını gören sinestezik bir insan, bu rakamı mavi renk olarak algılayabilir. Ya da bir kornanın çalmasını kırmızı renk olarak görebilir.

Bu fenomen üzerinde oldukça kapsamlı çalışmalar yapılmış olmakla birlikte bilim insanları bunun, sadece bilişsel bağlantısı olan bir tecrübe mi olduğu, bu durumu yapay olarak oluşturmanın mümkün olup olmadığı konusunda henüz kesin bir bilgiye sahip değiller. Scientific Reports’ta Çarşamba günü yayınlanan bir çalışmada İsveçli ve Finlandiyalı bilim insanları hipnoz yönteminin kullanılarak sinestezi benzeri halüsinasyonlar oluşturmanın mümkün olduğunu göstererek, bu bulmacanın çözümünde gelişme sağlamışlar.

Yapılan çalışma örneği küçük bir çalışma. Her bir katılımcı, kendi sahte sinestezi halini farklı yollardan hissediyor bu çalışmada. Fakat bilim insanları bu durumun laboratuar koşullarında oluşturulması yolunda bu çalışmanın, bir ilk adım olacağına inanıyorlar. Yaptıkları bir açıklamada söz konusu gelişmeyi “Bilişsel nörobilim alanının daha önce keşfedilmemiş sınırlarına açılan bir pencere” olarak yorumluyorlar.

Yapılan çalışmada yüksek derecede hipnotize edilme potansiyeline sahip bir test grubu ve hipnotize edilmesi güç bir kontrol grubundan oluşan bireyler, birden üçe kadar saymaları istenerek hipnotize edildiler. Hipnozu gerçekleştirenler, hipnotize edilenlere; çember, çapraz ya da kare gibi sembollerin, aslından farklı bir renkle ilişkili oldukları yönünde telkinde bulundular. Daha sonra katılımcılar hipnoz halinden uyandırılarak, kamera önünde yapılan bir röportajda kendilerine, sembollere baktıklarında ne tip algılar oluştuğu soruldu.

Yüksek oranda hipnotize edilebilir deneklerin dörtte üçü, semboller ve renkler arasında güçlü şekilde sinestezi benzeri ilişkiler kurarlarken, kontrol grubu ise bu ilişkiyi kuramadı.

Daha sonra yapılan mülakatlarda katılımcılardan ikisi, sembolleri, hipnoz esnasında kendilerine anlatılan renkler gibi gördüklerini söylediler. Üçüncü denek sembolleri araştırmacı tarafından önerilen renkle ilişkilendirmemiş fakat, sembollerin gerçek renklerinin isimlerini hatırlamakta güçlü çekmişler.

Hipnoz yoluyla yapılan çalışmalar, hipnoz edilebilen insan sayısı az olduğu için kısıtlı olarak yürütülebiliyorlar. İnsanların sadece %5-10’unun kolay hipnoz edilebilir oldukları tahmin ediliyor. Bununla birlikte bilim insanları bol miktarda pratikle çok sayıda insanın hipnoz durumuna sokulabileceğini düşünüyorlar. Fakat yüksek oranda hipnoz edilebilir insanların, bilişsel nörobilimin şimdiye değin keşfedilmemiş alanlarına bir pencere açabileceklerini, yeni gelişen bilinç bilimi çalışmalarına taze bir nefes katacağını söylüyor araştırmacılar.

Yapılan bu çalışma, sinestezi hali yaşamadığı halde yapay olarak bu durumun oluşturulmasına yönelik olarak yapılmış ilk çalışma değil ama, hipnoz yönteminin kullanılarak gerçekleştirildiği en başarılı çalışma olarak adlandırılabilir. Daha önce yapılan çalışmalar, LSD, ayahuasca ve psilocybin gibi ilaçların beyindeki serotonin seviyelerini arttırarak, beynin sinestezi benzeri bir duruma ulaşmasının sağlanabileceği gösterilmişti.

 
İLGİLİ HABERLER

Pozitif bir yaşam için 10 öneri

Ortalama bir insanın aklından günde yaklaşık 70.000 düşünce geçer! Aklınızdan geçen düşünceleri düşünmek için bir dakikanızı ayırın.